Biz anne kısmının taşıdığı en ağır yük, bebelerin ilk aylarında sokağa çıkarken omzumuzdan, kolumuzdan, sırtımızdan, pusetin kolçaklarından eksik etmediğimiz çantalarımızdır herhalde (bavul demek daha doğru aslında).
Cem’le kol gibi bir listemiz vardı. Can bebekle dışarı çıkarken yanımıza alınacaklar listesi. Unutmamak için buzdolabının kapağına bir tane, antreye bir tane asmıştık, her çıkışta (dışarı çıkmak derken öyle uzun seyahatler olması şart değil, 1 saatlik gezintiler bile dahil buna) buna göre bir kontrol yapardık. Friends’in Ross’ Wedding bölümündeki manyakça Monica halini düşünün: Passport, check! Camera, check! Traveller’s cheques, check! Allahın günü bunu tekrarlayıp dururduk; biz tabi, biberon, check! diş kaşıyıcı, check! huggies, check! tekrarı yapan hasta ruhlar olmuştuk. Yine de çoğu zaman bir şeyler eksik kalırdı. Geçen gün bu liste geçti elime, saklamışım, hatıra diye. Aynen veriyorum, belki küçük bebeği olan annelerin işine yarar, ben de ne yükler sırtlandığımı bir kez daha anmış olurum. Şudur:
- Alt bezi (atını sağlam kazığa bağlamak isteyenler için en az 6 adet, çünkü süt bebeği tayfasının çişi bol, mercimeksi pütürlü olduğu sürece endişe edilmemesi gereken kakası kimi zaman gevşek kıvamlı ve taksitli olur, zaman zaman 2 saat içinde üretim adedi üçü bile bulabilir).
- Bezin yakın dostu ıslak mendil (bebeklerin dostu mudur hiç emin değilim, ıslak mendillerde zengin koruyucular içerenlerin alınması tavsiye ediliyor ama onların da kısırlığa yol açtığı söylentileri var, ucuz ıslak mendillerdeyse çamaşır suyu ve alkol bile kullanılabiliyormuş, evde yakarak check edebilirsiniz belki, kanserojen, check!)
- Bu ikisinin kadim dostu alt değiştirme örtüsü (Cem bu üçlüyü penis, sağ testis ve sol testis diye check ederdi).
- Pişik kremi (son cila için).
- 1 şişe su (pislik bir durum olur, yere düşen herhangi bir naneyi yıkamak gerekir diye).
- Buzdolabı poşeti (çıkabilecek kirliler ve değiştirilen alt bezlerinin sıhhi koşullarda çöplere ya da çamaşır sepetine ulaştırılması için).
- Beslenme ekipmanı (yalnızca anne sütüyle beslendiği aylardaysanız işiniz kolay, memenizi alıp çıkarsınız; katı gıdaya geçildiyse, allah hepimize kolaylık verdi, size de verecektir, ayrı ayrı kaplarda ayrı ayrı deneysel çorbalar, toz mama kullanıyorsanız bunlar için ölçülü ve çok gözlü bir kap, yanına ilaveten sterilize edilmiş su, süt veriyorsanız örneğin, biz iyice abartıp sütün bozulmaması için buz kalıpları taşıyorduk nispeten daha uzun yollarda).
- Üç adet önlük.
- Bir iki yumuşak oyuncak (bizim favorilerimiz pek de öyle ufak tefek değildi, Winnie the Pooh tayfasından etli butlu bir İyor ve Misal adını verdiğimiz iri kıyım bir maymun).
- Diş kaşıyıcıları (yere atılırsa diye bir yedek belki).
- Güneş koruma kremi (yaz, kış; hele ki evladımın yanaklarını bordoya çeviren o sinsi kış güneşine karşı).
- Battaniye
- En sevdiği kitabı (bizimki Good Night Gorilla’ydı, bir hayvanlar âlemi seçkisi).
- Mini ilk yardım kiti (bu noktada benim ekstra üşütüklüğüm de var, bir Terramycin’i mutlaka yanımda bulundururdum örneğin, küçük yara ve yanıklar için antibakteriyel etkisi var diye; beklenmedik bağırsak bozuklukları için yoğurda karıştırılıp yedirilmek üzere bir saşe Reflor, bir de ateş düşürücü; steril gazlı bezi, yara bantlarını saymıyorum artık, iyice keçileri kaçırmış demesinler diye).
Takdir edersiniz ki bu ürün yelpazesinin sığabileceği, işlevsel ve dayanıklı, cefakâr bir bavul-çanta bulmak çok zor oluyor. Bir kere uzunlamasına çantaların kullanım kolaylığı sıfır, en altta kalmış bir zımbırtı acilen lâzım olduğunda ya bir kazı çalışmasına girişiyorsunuz, ya da benim yaptığım gibi yol ortasında ne var ne yok dışarı sermek durumunda kalıyorsunuz, sterilizasyon sürecinden geçirilmiş malzemeleri geri koyarken de, “e n’apalım, mikroplarla da haşır neşir olması gerekiyor bir parça”, başlıklı teselliye sığınıyorsunuz. En iyisi bavul kapakları gibi enlemesine, yekpare açılabilen çantalar, ama dediğim gibi, ben böyle bir şey bulamadım. Tekerlekli mini bavul önerisi getirenler olmuştu, pusetle birlikte bu bavulu da itmeleri için kendilerini her an yanımda bulunmaya davet ettim. Sonra bu Can bavulu karmaşasına son vereceğine sonsuz inanarak tasarımı hiç fena olmayan, içte ve dışta bolca gözlü, aşağıdaki grafikle pazarlanan “The Healthy Back Baby Bag” sırt çantasını aldık. Ama o da bizim ağırlığımıza dayanamayıp sırt ağrılarımı dindirmek şöyle dursun, iyiden iyiye azdırdı, sonra da içine kedi işedi zaten. Üstüne üstlük bu cep enflasyonu zaten karmakarışık olan kafamı epey durduruyordu. Tavsiye edilir diyemem. Nihayetinde Zara’nın erkek bölümünde aradığımı bulmuştum, sanırım birçok insan beni o devasa gri çanta-bavulla dolanan kadın olarak hatırlıyordur hâlâ.

Bitirirken, naçizane bir önerim olacak, bebeğinizin olmazsa olmazlarının bulunduğu bu kıymetli bavula sakın ha kişisel, değerli bir eşyanızı koymayın. Koymayın ki bulan geri getirsin. Kendi çantanız ayrı olsun. Böylelikle bir bavul + el çantasıyla mahallede yersiz yurtsuz dolanan bir tipe benzeyebilirsiniz. Ama mühim değil. Diyeceğim, anne aklı bu, sizin için hayati önem taşıyan bu kıymetli bavulu bir yerde unutuverdiğinizde, hırsız kısmı sizin cüzdanı, vesaireyi heder edip yavrunun mallarını bir kenara fırlatıvermesin. Bir kenarına da “BU BAVUL …. BEBEĞİNDİR, BULUNMASI HALİNDE ŞU, ŞU TELEFONA YALVARIRIM HABER VERİN, ANNESİ” diye bir not iliştirdiniz mi, annelik telaşesinin o yarım aklıyla dilediğiniz kadar savruklaşabilirsiniz. Ben sahiden de bir kez otoparkta, bir kez de deniz otobüsü iskelesinde unuttum. Can’ı uzun uğraşlar neticesinde pusete binmeye ikna ettikten sonra akıl kalmamış, orada bırakıp yürüyüvermişim. Sahiden aradılar, allah razı olsun.
o gri çantayı unutmak ne mümkün! ek olarak hatırladıklarım:
- gökçen, telefonu çantaya mı koydum? – hayırrrr, esraaaa pusete atmışsın!
- annem cüzdanımı gördün mü? – eyvah!
- ufff hadi can az kaldı, sus oğlum! – şu oyuncağı versek… ay attı! – al, al, güneş gözlüğü bak! – esra, onu da attı annem…
bir kez apartmanın önüne gelip boş puset ve kafasına asılmış içinden ipod sarkan gri çantayı görüp endişeli gözlerle sizi beklediğimi de hatırlarım…
napıyo hakikaten o gri çanta?
inanması zor ama yaşıyor hala, arkada bi yerlerde. ama benim onu pek göresim yok, takdir edersin.